Merkezi sınavlar kaldırılmalıdır…
13 Mart Pazar günü en geniş katılımlı merkezi sınav olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) yapılacaktır. Bu sınava çocuklarımızın/gençlerimizin eşit ve adil koşullarda girmedikleri açıktır.
Türkiye'de eğitimde eşitsizliğin temel kaynaklarından birisi kademeler arası geçisin sınav başarısına ve özellikle merkezi sınavların sonuçlarına bağlı olmasıdır. Eğitim kurumları arasındaki nitelik farklılıklarını ortadan kaldırmayan ve eğitimi herkes için ulaşılabilir kamusal hizmet olarak eksen almayan eğitim politikaları toplumdaki eşitsizlikleri sınavlar yoluyla yeniden üretmektedir. Türkiye'de özellikle AKP iktidarları döneminde merkezi sınavlar öğrencileri sınıflarına, bölgelerine, dillerine, inançlarına ve cinsiyetlerine göre ayrıştırma ve eleme aracı olarak ele alınmakta ve sokağa atmanın bir yöntemi olarak kullanılmaktadır.
Merkezi sınavlar, sınav öncesi uzun hazırlık döneminde öğrencinin sosyal yaşamından uzaklaşması, ilgi, yetenek ve beklentilerini ertelemesi, aile bütçesini sarsması, öğrencileri özel derslere, test kitaplarına, temel liselere, dershanelere mahkûm etmektedir. Sınavlar, öğrencilerde sınav öncesi, anı ve sonrasında pek çok kaygı, endişe ve ağır psikolojik sorunlar yaratmaktadır. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da izlenen neo liberal politikalarla öğrenciler, eğitim sürecinin bir öznesi olmaktan çıkmakta, öğrenciler birer 'müşteri' gibi görülmekte ve okullar yaygınlaşan biçimde ticarileşmektedir.
AKP iktidarı döneminde sayıları iki kat artan dershaneler, "paralel ile mücadele" adı altında kapatılıp özel okula dönüştürülmek istenirken, bu durumu fırsata çevirmek isteyen Milli Eğitim Bakanlığı, 'Temel Lise' adı altında yeni tür özel liseler oluşturmaya başlamıştır. Çoğu dershaneden dönüşen, ara katlarda, iş hanlarında açılan ve bir okulda olması gereken en temel özelliklerden yoksun bulunan temel liseler, daha çok dershane gibi çalışmaktadırlar. Temel liselerin ücretleri dershane ücretlerinin beşe katlayarak aile bütçelerine çok daha büyük yükler getirmiş durumdadır.
Sınırlı sayıda kontenjana sahip bölüm ve programların dışında, öğrencilerin sadece akademik başarılarını ölçen merkezi sınavlar kaldırılmalıdır.
Ebeveynlerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin merkezi sınavlara harcadıkları emek, öğrencinin bulunduğu yerdeki okulların niteliklerinin artırılmasına ve okullar arasındaki nitelik farklılıklarının kaldırılmasına harcanmalıdır.
Öte yandan Kürt il ve ilçelerinde sokağa çıkma yasağının ilan edildiği yerleşim yerlerinde çok sayıda öğrenci sınav başvurusu dahi yapamamıştır. Başvuru yapabilenler de kendi yerleşim yerlerinden kilometrelerce uzakta sınava gireceklerdir. Bu öğrencilerin son bir yılda eğitim haklarının gasp edildiği, okullarının ve yurtlarının karargaha dönüştürüldüğü, öğretmensiz bırakıldığı ağır savaş koşullarında sınava hazırlanmak zorunda bırakıldığı bir sır değildir. Anadillerinde eğitim alamadıkları için eşitsiz koşullarda sınava giren bu öğrenciler izlenen savaş ve şiddet politikası nedeniyle öğrenmedikleri ders konularından sınava gireceklerdir. Böyle bir durumda dahi sınava girmek zorunda olan bu öğrencilerin başarı göstermesi mümkün değildir. Özellikle sokağı çıkma yasaklarının uygulandığı yerleşim yerlerindeki öğrenciler YGS'den muaf tutulmalı, istedikleri yüksek öğretim bölümlerine yerleştirilmelidir.
HDP olarak öğrenciyi 'yolunması gereken bir kaz' gibi gören bu 'ticari eğitim' anlayışına son verilmesi ve merkezi sınavların kaldırılması için parlamento dahil her düzeyde mücadelemizi sürdüreceğimizi belirtiyor, YGS sınavına girecek 2 milyon 178 bin 563 öğrencimize başarılar diliyoruz.
Günay Kubilay
Halkların Demokratik Partisi
MYK Üyesi
12 Mart 2016
.png)
By
04:13
0 yorum